Skip to main content

28 Ağustos 2025, Dr. Shaojuan Xu | Araştırmacı Akademisyen

Çin’in bir köyünde büyüyüp son 15 yıldır Avrupa’da yaşayan biri olarak, son on yılda memleketimde yazların hoş, güneşli günlerden dayanılmaz derecede bunaltıcı sıcak günlere dönüştüğüne tanık oldum. Bu yüzden, Kıbrıs Çevre Sempozyumu’nda insanların “Eskiden bu kadar sıcak değildi” dediğini duyduğumda şaşırdım. Memleketimden 7000 kilometre uzakta yaşayan insanların da aynı deneyimi paylaştığını görmek dikkat çekiciydi; fakat bu durum, iklim değişikliğinin hızı ve etkisinin boyutu konusunda beni daha da endişelendirdi.

Bir kent araştırmacısı olarak, iklim uyumunu (adaptasyonu) araştırma alanı olarak seçmem, konunun “göz alıcı” olmasından değil. Büyüklerimin, doğal kaynakları dikkatle tüketerek ve toplumsal dayanışmayla iklim tehditlerini önlemeye çalıştığını gördüm. Bu nedenle insanın çevreyle uyum içinde yaşayabileceğine inanıyorum. Asıl soru, bunu modern dünyada nasıl başarabileceğimizdir. Konuya başladığımda karşılaştığım ilk zorluk, küresel ısınmanın farkındalığının ve kabulünün toplumlar ve bölgeler arasında eşit şekilde dağılmamış olmasıydı. Sıcak hava dalgaları ya da diğer aşırı iklim olayları rastlantısal gibi görünüyor ve bu durum herkesi iklim değişikliği ile bağlantı kurmaya ikna etmiyor. Benim araştırmamda veri temelli bir yaklaşımı tercih etmemin nedenlerinden biri de bu: veriler kanıt sunar, şeffaflığı artırır ve kesinliği sağlar. Dünya Gözlem (Earth Observation) verileriyle, her yaz bir öncekinden daha sıcak olmasa bile, sıcak hava dalgalarının sıklığının ve şiddetinin son yıllarda arttığını gösterebiliyoruz.

1990’lardan bu yana NASA, küresel iklim değişikliğiyle ilgili temel sorunları ele almak için araştırmacılara açık kaynak veri sağlayan çok sayıda Dünya Gözlem misyonu geliştirdi. Şekil 2, bu verilerin kullanılarak Lefkoşa’nın son 23 yıla ait kara yüzeyi sıcaklığı verilerinin çıkarılmasına bir örnektir. Grafikteki her bir nokta bir sıcaklık ölçümünü temsil ediyor. Görüyoruz ki, son yıllarda yüksek sıcaklık noktaları üst üste yığılmaya başlamış, bu da yazların daha sıcak ve daha uzun geçtiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, iklim değişikliği gerçektir. Zihniyetimizi değiştirmeli, küresel ısınmayı bir olgu olarak kabul etmeli ve her birimizin bu konuda oynayacağı bir rol olduğunu anlamalıyız. Ayrıca iklim değişikliğiyle mücadele için acilen harekete geçmek zorundayız; çünkü ne kadar beklersek, en kötü etkilerden kaçınmak o kadar karmaşık ve maliyetli hale gelecektir.

Farkındalık sağlandıktan sonra atılacak bir sonraki adım, yerel ve bölgesel düzeyde iklim tehlikelerinin teşhis edilmesi, iklim değişikliğini azaltma stratejilerinin geliştirilmesi ve bunların kentsel planlama ve kalkınma politikalarına entegre edilmesidir. Bunu, iklim eylemlerinin etkili ve işbirlikçi bir şekilde uygulanması izler. Tüm bu aşamalarda, veri odaklı bir yaklaşım; iklim kırılganlığını azaltan ve dirençliliği artıran stratejilerin bilgilendirilmesi, planlanması, uygulanması ve izlenmesi için nicel ve nitel bilgilerin kullanılmasına olanak tanır.

Daha özel olarak, teşhis aşamasında veriler ve modelleme, toprak erozyonu, sıcak hava dalgaları, kuraklık ve sel gibi iklim tehlikelerinin değerlendirilmesinde ve deniz seviyesinin yükselmesi veya hastalık salgınları gibi gelecekteki risklerin analizinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Planlama aşamasında, çevresel ve sosyo- ekonomik veriler birleştirilerek yerel kalkınma ihtiyaçlarıyla uyumlu uyum politikaları ve kentsel planlama çözümleri geliştirilebilir, ayrıca en etkili, uygulanabilir ve adil önlemler seçilebilir. Uygulama aşamasında ise veriler, paydaşlar arasında etkili iletişimi güçlendirebilir ve karar alma süreçlerini bilgilendirebilir. Genel olarak iklim uyumu karmaşık bir sistemdir ve veriler; risk değerlendirmelerini bilgilendirmede, kırılgan alanları belirlemede, müdahaleleri önceliklendirmede ve uyum stratejilerinin etkinliğini ölçmede kritik bir rol oynar.

Genellikle, Dünya Gözlem (Earth Observation) verileri; sıcaklık noktalarını tespit etmek, yeşil altyapıyı haritalamak ve ısı azaltımına en çok ihtiyaç duyan bölgeleri belirlemek için kullanılır. Şekil 3, Kıbrıs’taki kara yüzeyi sıcaklığının mekânsal dağılımını gösterirken; Şekil 4, Kıbrıs’ın bitki örtüsü indeks haritasını sunmaktadır. Bu iki haritayı karşılaştırdığımızda, sıcak noktaların düşük bitki örtüsü değerlerine sahip olduğunu, soğuk noktaların ise yüksek bitki örtüsü veya mavi altyapıya sahip olduğunu görebiliriz. Buharitalar, en yüksek iklim uyumu faydası sağlayacak yeşil ve mavi altyapı alanlarının önceliklendirilmesine olanak tanır.

Dünya Gözlemi’nin (Earth Observation) yanı sıra, fotogrametri ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) gibi diğer teknolojiler de veri toplamamıza yardımcı olmaktadır. Dijital ikiz (digital twin), kentsel çevrenin dinamik, veri temelli sanal bir modeli olarak, iklim uyum planlamasında yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, gerçek zamanlı analiz, senaryo testleri ve iş birliğine dayalı karar alma süreçlerini mümkün kılar. CATCH4D projesinde, Dortmund (Almanya) için ısı azaltım planlamasında kullanılmak üzere etkileşimli bir 3D gölge haritalama aracı geliştirmek için dijital ikiz tekniklerinden yararlandık (https://catch4d.de/en/the-3d- shadow-map/). Amaç, çocuklar, engelliler ve yaşlılar gibi sıcağa karşı hassas gruplar için gölgeli ve serin alanların kullanılmasını sağlamaktır. Kullanıcılar herhangi bir konumu ve zaman aralığını seçerek, o noktanın ağaçlar veya binalar sayesinde kaç saat gölgede kaldığını görebilmektedir. Harita üzerinde okullar, hastaneler, huzurevleri gibi kurumların konumları da işaretlenmiştir; böylece kent planlamacıları, gölge yetersizliği olan bölgelerde öncelikli müdahalelerde bulunabilmektedir. Bu aracın öne çıkan özelliklerinden biri de ağaç dikim simülasyonudur. Kullanıcılar, ağaç dikim senaryolarını test edebilir. Örneğin, Şekil 6-7’de gösterildiği üzere üç ağaç dikildikten sonra, bir caddedeki toplam gölge süresi yaklaşık 2 saatten 6 saate çıkmıştır. Hâlihazırda bu araç, Dortmund kentinin Green Connect (Yeşil Bağlantı) projesinde kullanılmaktadır (https://catch4d.de/en/new-trees-for-westerfilde-and-bodelschwingh-catch4d-supports-gruen-verbindet-in- westerfilde-and-bodelschwingh/). Proje kapsamında belirli bir mahallede 100 ağaç dikilmesi planlanmaktadır. Bu örnek, iklim uyum planlamasında veri ve dijital ürünlerin tipik bir kullanım alanını temsil etmektedir.

Şekil 2. Lefkoşa’nın son 23 yıldaki yüzey sıcaklıklarının uydu gözlemleriyle elde edilen verileri

Şekil 3. Kıbrıs’ın Landsat uydularından haritalanan yüzey sıcaklığı dağılımı.

Şekil 4. Kıbrıs’ın normalize edilmiş bitki örtüsü indeks (NDVI) haritalaması.

Şekil 5. CATCH4D projesinden 3D gölge haritalama aracı

Veri güçlü bir araçtır ve teknoloji geliştikçe yeni veriler insanları daha da bilinçli hale getirecektir. Ancak veri ve teknoloji, bizi kibirli yapmamalı ve yerel bilgi ile topluluk bilgisini görmezden gelmemelidir. Özellikle “dijital ikiz” yaklaşımı, toplumsal katılımı teşvik etmek, paydaşlar arasında etkili iletişimi sağlamak ve vatandaşların iklim dirençli altyapı planlamasına aktif katkısını teşvik etmek için bir platform olarak kullanılmalıdır. Green Connect projesini örnek olarak ele alalım: Gölgelik ağaç dikimi için en uygun yerleri belirlemek amacıyla 3D gölge haritalama aracımızı yerel toplulukla paylaştık. Aldığımız kaygılardan biri, dikilecek ağaçların çatılarında gölge oluşturup güneş panellerini işlevsiz hale getirip getirmeyeceğiydi. 3D modelimiz sayesinde, belirli bir konumda ve mesafede, ağaçların gölgesinin hiçbir zaman binanın üzerine düşmeyeceğini net bir şekilde gösterebildik. Ayrıca ağaç dikim simülasyon aracımız yüksek etkileşim, senaryo simülasyonu ve görselleştirme imkânı sunarak, yerel toplulukların kendi mahallelerinde hangi tür ve nerede ağaç dikileceğine karar vermelerine olanak tanıdı. Dikilecek 100 ağacın 50’si kamu alanlarına, diğer 50’si ise ev sahiplerine dağıtılacaktır. Katılımcı tasarım süreci, toplulukta değerli anılar yaratmış ve mahalleye olan aidiyet duygusunu güçlendirmiştir. Paydaş katılım etkinlikleri sırasında ayrıca anketler düzenleyerek halkın görüşlerini topladık. Gelen geri bildirimlerden biri, yerel topluluğun sıcaklıkla mücadelede belediyenin Sağlık Birimi’nden daha fazla destek almak istediğiydi. Bu mesajı yerel yönetime ilettik ve büyük takdir gördük.

 

Şekil 6. Ağaç dikiminden önce: Bölge yaklaşık 1 saat 45 dakika gölgede

Şekil 7. Ağaç dikiminden sonra: Bölge yaklaşık 6 saat gölgede

Özetle, veri; kanıta dayalı karar alma, etkili planlama ve toplum perspektiflerinin entegrasyonunu mümkün kılarak iklim uyumunda kritik bir rol oynamıştır. Özellikle “dijital ikiz” uygulamaları, yeşil ve mavi altyapıseçeneklerine yönelik halkın tercihlerini ve ödeme istekliliğini anlamamıza yardımcı olacak katılımcı ve işbirlikçi süreçleri mümkün kılacaktır. Böylece uyum önlemlerinin toplumsal değerler ve ihtiyaçlarla uyumlu olmasını sağlayacaktır. Bu makalede kentsel ısı ve hafifletme, iklim uyum eylemi için bir vaka çalışması olarak ele alınmıştır. Elbette veri odaklı bir yaklaşım, diğer iklim risklerinin ve uyum stratejilerinin ele alınmasında da kullanılabilir. Avrupa Birliği, iklim nötrlüğü ve iklim uyumu için dijital ikiz destekli kentsel planlamaya yönelik yenilikçi araştırmalar çağrısında bulunmaktadır. Burada, AB şehirleri için bilgi paylaşımı, kaynakların birleştirilmesi, yeni çözümlerin pilot uygulamaları ve ortak hedefler doğrultusunda savunuculuk için büyük bir fırsat görüyorum.

2024 Aralık ayında Kıbrıs Çevre Sempozyumu’nda açılış konuşmasını yapmak üzere adayı ziyaretim sırasında, yerel halkın misafirperverliğinden ve çevre koruma konusundaki tutkusundan derinden etkilendim. Ayrıca yerel araştırmacıların yaratıcı fikirlerinden ve topluluklara olan güçlü bağlılıklarından çok ilham aldım. Araştırma açısından da kendi çalışmalarım ile yerel uzmanların çalışmaları arasında önemli sinerjiler buldum. Örneğin, Prof. Marina Neophytou’nun kentsel ısıl modelleme ve bina enerji verimliliği üzerine yaptığı çalışmalar. Biz de CATCH4D projesinde bina enerji verimliliğini tespit etmeye yönelik 3 boyutlu bir ısıl model geliştirdik (https://catch4d.de/en/3d-heatmap/). Keşfedilecek pek çok ortak konu ve tartışılacak değerli araştırmalar var. Gelecekteki işbirliği fırsatlarını ve kolektif çabalarımızı daha da derinleştirecek yeni ziyaretleri sabırsızlıkla bekliyorum.

Şekil 8. Dortmund’da bir mahallede gerçekleştirilen paydaş katılımı toplantısı

Emma Louise Charalambous

Daha Fazlasını Keşfedin

Bu blogun içeriği tamamen yazarın sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtmayabilir.

TR
Skip to content